Geçmişten Masallar
Dile kolay yirmi küsür yıldır kuluçkada yatan bir fikir… Yazıların bazıları o kadar eski, bazıları yıllar içinde eklendi. Bu fikri hayata geçirmeye karar verdikten sonra masallarla ilgili birçok dizi çekildi, kitap yazıldı, yazı yazıldı ve ben artık geç kaldığımı düşündüm. Fakat sonra düşündüm her kalemin yazısının farklı olduğu gibi aynı kalemden farklı kişilerin yazısı da hatta aynı kalemden aynı kişinin farklı zamanlarda yazısı aynı olmayacaktı.
Fikir doğmuş bazı yazıların tohumu atılmış fakat bir araya gelmemişti. Pandemide bir araya getirmeyi başardım kitabımı. Hatta bir yayın evine bile gönderdim. Fakat pandemi nedeniyle bu ara kitap kabul etmediklerini kendi imkanlarımla bastırmak istersem yardımcı olabileceklerini söylediler. Daha sonra bir arkadaşım kitapyurdunun yayın evinden bahsetti. Fakat uzun bir edit ve hazırlık süreci beni bekliyordu. Derken bir araya gelmesi gereken küçük küçük yapboz parçaları biraz eksik biraz uzak kaldı. 13/03/2026 tarihinde ise tamamlandı.
2025 yılının Kasım ayında Ülkü Demirci ile oturmuş insanın yaptığı işin hayat kalitesini özellikle de nörotipik olmayan insanlar için ne kadar etkilediğini konuşuyorduk. Ve ben ona yazar olmak istediğimi söyledim. “Peki, hiç yazdığın bir şey var mı?” diye sordu. Sayısız şiirim, öykülerim, bloglarım her telefonumda hayatın içinde ilerlerken bir anda gelen fikirlerin not edildiği not defterlerim, fiziki not defterlerim, günlüklerim… Saymakla bitmez… Ben hep yazıdan ibaret oldum. Kendimi ifade etme biçimim var oluşum hep yazı ile oldu. Romanım olduğunu fakat “yeterince iyi olmadığını” söyledim ona. Yapay zekaya göndermemi ve bir fikir almamı önerdi. Yapay zeka benimle aynı fikirde değildi. Sonra Ülkü dedi ki bir aylık çalışma ile sen bunu editler ve yayın için 2026 yılına hazır hale getirirsin dedi. Öyle de oldu… Ona minnettarım.
Yıllardır yazıyorum ben… Yaşım çiftli hanelere gelmeden başladım bu işe. Dünyayı okumakla anlamaya başladım ve yazmakla devam ettim ben. Kitap sevdası başka bir şey… Kitap dünyası kutsal bir yer ve ben orda bulunmayı hak etmiyordum, yeterince iyi değildim, gerçekleşmeyecek bir hayaldi. Ben bunu yapamazdım…
Kendimi böyle ortaya koymak cesaret işiydi ve ben o kadar cesur değildim. Fakat neden sonra, oldum. Annelik bana cesaret verdi. Olduğum kişi olabilmem için, gerçek kimliğimi yaşamam için… Ben de oğlumu maskesiz kendisi olabilecek özgüven, iç görü ve farkındalığı kazanması için bu bilinçle yetiştirmeye çalışıyorum. Bugün geldiğim bu noktaya –hayalimi paylaşacak- duruma getiren ve cesaretlendiren herkese çok teşekkür ediyorum.
Facebook Yorumları
Yorumlar (0)
Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!